17 Ekim 2016

Böyle gitme ne olur... (Annem)




...
İki ay tam tamına iki ay önce bu gün , kırık dökük yarısı başıma 5 yıl önce yıkılmış olan dünyam iki ay önce tamamen başıma yıkıldı.
Ve bir daha bir araya gelemeyecek şekilde yandı bitti kül oldu ...

23'de babasız kaldım onun yokluğuna alışamamışken 27'de annesiz kaldım, şaka gibi ama değil keşke  şaka olsa keşke çıkıp bir yerden gelseler ama o keşkeler tokat gibi olmaz o dediğin der gibi yüzüme yüzüme gerçekleri haykırıyor.

Baba ile annenin acısı fark etmez derdim ama yok gerçekten anne bambaşkaymış, babam içimi yaktı geçti ama annem içimi yıktı geçti. Tarifi imkansız acı neymiş çok iyi öğrendim. Babamdan sonra en büyük korkum ya anneme bir şey olursa  ne yaparım ben dediğim korkumla yüzleştim hemde hiç beklemediğim hiç ummadığım bir anda ...

Bir ölüm bu kadar'mı ani bu kadar'mı hızlı olur ?  Bu kadar hızlı bu kadar acil olan neydi be annem arkana bile bakmadan bi hoşça kal bile demeden gittin ...

Sen benim herşeyim mişsin tek dostum tek nazımı, kaprislerimi çeken kollarında huzur bulduğum saklı köşküm hepsi bir günde gitti birdaha gelmemek üzere. Sığındığım limanım beş yıl önce yıkıldı şimdide son saklı köşküm yerlebir oldu 17 ağustos saat 3 te ...

Bu 17 ağustosların ne gece üç lerini sevdim nede gündüz hayatımı salıncak gibi sallayıp yerlebir etti... Ne Şubat ayını nede Ağustos ayını sevmiyorum artık ...




İkinizde dalga geçtiniz benimle biriniz kollarımda gözünü yumdu diğeri son kez sadece benimle konuştu benden ne istediniz siz ya ??? 
Siz zaten normal değildiniz ki hiç bir zaman  dünyanın en acayip çiftlerinden biriydiniz, orada da buldunuz mu birbirinizi acaba ...

Sahi bizim ev bu kadar büyükmüydü  ya ? Artık nasıl boş nasıl büyük anlatamam hep bir yerlerden çıkıp gelecekmişsin gibi hep adımla seslenecekmişsin gibi... ah be annem böyle bırakıp gitmek yoktu be annem.

Seni kaybettiğim  andan itibaren  kafamın içinde son ses  hep aynı şarkı çaldı ... 


Böyle gitme ne olur 
Biraz yanımda otur 
Diyemedim 
Başımı yaslasaydım omzuna 
Ağlasaydım
Öpüp koklasaydım 
Yapamadım.......

Baba diyememek bu kadar zorken artık Anne diye bir daha seslenememek  ne kadar acı ah bir bilseniz..

İyiki benim annem din iyi ki senin küçük kızındım kimi zaman seni deli etsem de, öpmelerimden sıkılsanda başından savsanda beni iyiki  bu yaşıma kadar benimleydin, erken çok erken gittin ama bu zamana kadar iyiki hep ikimiz birlikteydik seni çok seviyorum annem çok özledim şimdiden nasıl dayanılır bu acıya bilmiyorum,kavuşacağımız güne kadar dayanmak zorundayım onu iyi biliyorum... 
Mekanın cennet olsun annem sende en sevdiğine mevlana kavuştun huzur içinde ol annem......

                                                                 Kızın Asya...

28 Nisan 2016

Kişisel Blog Yazarları Ne Düşünüyor ?...


                                      4 Yıldan Sonra Gelen İlk Mim ....



Vay be hakikaten bakıyorum da en son  yazdığım mim yazısı 05.2013 de yazılmış :) 

Mimi paslayan arkadaşım İçimdeki Masal Dünyası na teşekkürlerimi iletip mim sorularını yanıtlamaya geldi sıra =) 



Blogla tanışmam nasıl oldu? 
 Ara ara gelen bir şeyler yazma isteğime bu şekilde bir yol buldum böylece karalamalarımı internet alemine taşımış oldum.

Neden blog yazıyorum?
Bilmem ... Benim için burası bazen dert ortağı bazen anlatmak istediğim şeyleri paylaştığım bazende cevaplarını aradığım soruların, sorunların cevabını bulduğum bi sığınak gibi gelip içimi döküp gidiyorum :) Müzik takıntımı fanlık duygularımı elimin emeklerini yaptığım yapacağım şeyleri burada paylaşmayı seviyorum kısa tanıtım yazılarından çok sanki karşımda oturup beni dinleyen biri varmış gibi uzun uzun yazmayı seven biriyim ve o rahatlıkla da yazıyorum hep yazılarımı beğeniliyor okunuyorsa ne mutlu bana beğenmeyenin de canı sağ olsun kısacası canım isterse yazarım istemezse yazmam :D 

Yakın çevremdeki insanlara bloğumdan bahsediyor muyum?
Hayır özelikle bahsetmiyorum çünkü hep beni takip edecek insanların, yazılarımı okuyacak insanların kendiliklerinden yaptıkları aramalarla gelmelerini istiyorum bloguma.

İlk yazım ile son yazım arasında ne gibi farklar var?
İlk yazımla son yazım arasında hiç bir fark yok ilk yazımda bir dizi tanıtımı olmuştu son yazımda tabi ilk tanışma yazımı es geçiyorum ciddili ilk yazım bir dizi tanıtımı olmuştu :)

Blog yazmak yaşantıma neler kattı?
Güzel dostlarım oldu ... Kimi alışkanlıklarımda izlediğim dizi film yada müzik konularında zevklerimde yalnız olmadığımı gördüm benim gibi olan bir çok kişi ile tanıştım ^^

Diğer blog sahipleri ile iletişim kuruyor muyum?
Evet görüştüğüm gayet yakın olduğum bir çok arkadaşım var ...

 Hangi kaynaklardan ilham alıyorum?
Kafamın içindeki yaz yaz seslerinden ilham alıyorum genellikle ...

Rahatsız olduğum bir konu var mı?
Yok uzun yıllardır buralardayım hiç rahatsız olduğum bir konu yada durum olmadı buralar çok güzel çıkın çıkın gelin :P 

Yakın arkadaşlarıma blog yazmayı önerir miyim?
Valla içinizden geliyorsa bir şeyler yazmak durmayın yazın derim hep ... 


Bu kadarcıkmıydı sorular :) Neyse iyi geldi uzun bir aradan sonra mim yapmak vee sıra geldi mim paslamaya Hatunlar Mimlendiniz  .. 


                                                                                                                                                                                        Asya...







20 Şubat 2016

Bir BASHAR MOMIN Fırtınası....


Nereden başlasam bilemedim şimdi ...

En baştan yazımın içinde  SPOLİ  olabilir ben  belirteyim de  sonra vay ben görmedim vay ben bilemedim niye bize spoli verdin demesin kimse ...

Dizinin spolisiz yazısı yok mu derseniz eğer var olmaz mı onun için sizleri RenkliTırtıl TIK TIK  renkli sayfasına ve Mrs.Khurana TIK TIK  Bloglarına alalım ...

İzlemek isteyenleri de şuraya alalım Lollywood Türkiye...



Dizimizin ana konusu ve karekterlere kısaca değinirsek ...

Bashar Momin : İş kolik sanırım kara para aklıyordu, İki kız kardeşi var Saira ve Tayyaba   onlar için yapmayacağı şey yok, biraz sinirli ve sert biri.

Rudabba : Esas kızımız yavrum ne çektin be neyse... Rudabba hiç istemese de babasının ısrarları sonucu daha önce hiç görmediği babasının en yakın arkadaşının Amerika da yaşayan oğlu Buland ile nişanlanır ve bir gün babasını ve arkadaşını bir hırsızlık olayı sonucu kaybeder. 
 Kızımız babasını kaybettikten sonra abisi Adil ve yengesi Saira Bashar'ın kız kardeşi ( sinsi, pis fena bi yenge ) ve küçük yeğeni ile yaşamaya başlar. Abisi aynı zamanda Bashar ile çalışmakta dır, iş gereği iki üç aylığına abisi ve yengesi yurt dışına gittiğinde yeğeni ile beraber Bashar ve Tayyaba'nın yanında yaşamaya başlar.
Bir süre sonra nişanlısı Buland ülkesine döner ve ikili ilk bakışta aşık olurlar birbirlerine...  
Yalnız Buland'a aşık olan sadece Rudabba olmamıştır Bashar'ın problemli kız kardeşi Tayabba da ona aşık olmuştur, böylece dizinin entrika dram ve aşk kokan kısımları başlamıştır....

Buland'a kısaca değinirsek Buland'ın ayarlarıyla oynadılar resmen adamın doğruları yanlışları şaştı başta bi acıyo insan sonra gereksiz bi çık aradan diyo insan böyle bi karakter di işte :D

Diziye gelirsek   32 bölümden oluşan bir dizi 400 bölümlük hint dizileri gibi sanıp başta korksam da 32 yi görünce bir ohh çektim , diziyi Facebook'ta Renkli Tırtılın paylaştığı capsler sayesinde görüp tanımış oldum ve böylece ilk Pakistan dizimi izlemeye başladım.

Diziye başladığımda dizi final yapmıştı sosyal medyadaki arkadaşlarım arasında da bir Bashar fırtınası esmeye başlamıştı böylesine seviliyorsa bu karakter vardır bir hikmeti deyip açtım ilk bölümü ..



Rudabba yavrum dizide ağlamadığı bir bölüm olmadı be, bazı halleri, bazı çaresiz kalıp kabullenişleri beni etrafımdaki kadınları anımsatmadı desem yalan olur . Babasını kaybettiğinde ki o hali o kadar bendi ki sanki aynada kendimi izliyordum o baba acısı o çırpınışları hiçte yabancı değildi..

Abisinin evine hiç istemese de gitmek zorunda oluşu bir kız bir kadın olarak tek başına kadınlara karşı adaletsiz olan şu dünyada yaşaya bilmek için onun adına verilen kararlara boyun eğişi, saflığı ,kırılganlığı çok bizden di be.

Tam her şeyden umudunu kestiği o anda nişanlısının gelmesi ve tamda istediği gibi biri olmasına sevindiği anlarda Tayabba'nın ve  abisi Bashar'ın entrikaları içinde buldu kendini yavrum...

                                                                           


   
   



                                                                                                         
Bashar Momın diyelim ve asıl baş rolümüzü anlatalım ..

Bashar ah Bashar  32 bölümlük dizinin 24 bölümü boyunca hem sevip hem hakaret ettiğim son 8 bölüm boyunca da voaaaaa diye bayıla bayıla izlediğim karakter. Son iki bölümde görüntüsü ile bana büyük bir şok yaşattığı için kendisine bir trip atıp yazıma devam ediyorum :P   

Az biraz deli öyle sempatik delilerden değil bildiğin sinirli bi deli ilk bölümlerde kulaklıkla izlediğimden her bağırdığında bi sıçrıyordum olduğum yerde maşallah bir ses var ki sormayın ve sürekli yüksek tonda bağırarak konuşan biri.
Rudabba da o her bağırdığında titriyordu haksız da değildi hani kim olsa korkardı o gür sesten :D Hatta kız bir iki defa bayıldı bile onun bağırışları yüzünden :) 

Bi kere Bashar çok şık giyinen çok karizmatik bi adam sakal ve bıyık bir insana ancak bu kadar yakışırdı bunu söylemezsem içimde kalırdı artı bir kirpik var adamda kıskanmamak elde değil :) neyse nerede kalmıştık haa ayrıca  güçlü bi aurası var, bu kadar sert, sinirli olmasının altında yatan sebepleri öğrenince insanın böyle gidip sarılıp beraber ağlayası geliyor.

Aslında çok kırılgan çok büyük yaralar almış güvenmeye korkan koca bir adam var karşınızda ve tüm bu duygularını bastırmak için, içinde büyüttüğü o koca nefreti durdurmaya çalışması o nefrete yenik düşüp verdiği kararlarla yine yaralar alan yaralar açıp pişman olan koca bir dev var karşınızda.. 
Nefretine karşı dura bilen tek şey istemese de inkarda etse kalbin de filizlenmeye çalışan aşkı olacaktır..

Bashar aslında Rudabba'yı ilk gördüğü andan beri etkilenmiştir yaşanan  olaylar nişanlısı falan derken hep  gerçek duygularını geri planda tutmuş kardeşinin  mutluluğu için kollarını sıvamıştır.



Ben biraz mimiklere bazı kelimelere ufacık bir harekete takan bir insanım ve Bashar'ı canlandıran Faysal bu konuda oldukça başarılıydı gerçekten çok iyi bir oyuncu olduğunu gördüm ve hoşuma giden bir sürü hareketi oldu hepsini bi videoda toplayasım bile geldi yani :) mesela anlatmak istediğim şeye ufak bir iki örnek vereyim kısa videolarla ilki " Camon" kelimesi :D Evet çok hoş bir sahne değildi belki bu sahne ama takıldım ben o kısıma :D buyurun izleyelim :) 


video
  

 Bir diğer video da Bashar'ın kafasının güzel olduğu bölümdeki konuşurken dalıp gidişi daha sonrasında -hııı deyip konuşmaya devam edişi buyurun o sahne :) 


video


Diziye dair söyleyeceklerim bunlar ama geri planda ki oyuncularla ilgili birkaç şeye değinmek isterim mesela Rudabba'nın babası ile yaşadığı evde çalışan Ramazan  amcanın verdiği teselliler çok yerindeydi çok güzeldi, son bölümlerde amcayı göremedik keşke o da olsaydı o son bölümlerde.

Sonra Bashar'ın evinde çalışanların bağımlılıkları hele ki Basharın sağ kolu ile olan diyaloglarını çok seviyordum ben :) 

Haa birde bunların değişik bi ses tonuna sahip yeğenleri vardı şirin bi kızdı pot kırıp duruyordu ama dayısının canıydı o yanlış yazmış olabilirim ama dizide en sevdiğim kelimelerden biri de Mamuky can dı ( dayısının canı) demekti galiba :) Birde Bashar'ın oo meri Huda (Aman  Allah'ım ) deyişini çok sevmiştim. 

Dizinin müziklerinden de söz edersek iki tane çok güzel parça vardı bunlardan biri

Tu Hi Tu ( türkçe alt yazılı )  

                                                       

Diğeri ise Mann Moji



Bir diğer parçada Bashar'ın piyano başına geçip çaldığı parçaydı ama o parçayı bulamadım hiç bir yerde neyse canım sizde diziyi izlerken dinleyin hem zaten onun piyano çalışına vurulacaksınız ♥ 

Not: Facebook ta ki arkadaşlar sağ olsun dizideki piyano parçasını bulmuşlar, dizideki kısımlar kesilip yapıştırılmış ama elimizde şuan bu var idare edicez artık :D buyurun... Bashar Momın piyano ... 


Velhasılıkelam hem kızılası hem sevilesi bir adam dı Bashar daha da detay vermek istemiyorum , bu koca adamın kocaman aşkını izleyip görün derim...







                                                                                                                                                                                   Asya...

17 Şubat 2016

Babam İçin....


Baya uzun ara vermişim ben buraya yeni fark ettim...





Yine buraya gelip bir şeyler yazacağım aklıma gelmezdi o kadar uzun bir ara vermiştim ki yazmaya bir daha gelip  bir şeyler yazmam diyordum kendime , ama yine gelip çattı o gece durup durup gözlerimin yaşarmasın dan  ve yutkunmaktan yorulduğum için attım kendimi buraya ...


Bu gece Babamı kaybedişimin dördüncü yılı ...

4 yıl 4... Ne de çabuk geçmiş zaman ama neden acımı da biraz olsun geçirmedin be zaman , sadece onunla yaşamayı öğrettin bana.


Evet eskisi gibi her Baba dediğimde onu her andığımda ağlamıyorum artık ondan bahsederken yüzüme yerleşen acı tatlı bir gülümseme aldı gözyaşlarımın yerini ama o boğazıma yapışıp kalan düğümler hiç geçmedi .

Geçtiğimiz yaz hep birlikte gittiğimiz o yazlık yere onsuz ilk defa gittik , yola çıktığımız andan beri içimde anlamsız bir boşluk  anlamsızca sanki oradaymış da ona gidiyormuşum gibi bir hisle dolup taştım. 
Oraya gider gitmez deli gibi etrafa bakındım sanki bir yerden çıkıp gelecekmiş gibi...

Orası benim gecenin en geç saatlerine kadar korkmadan özgürce dolanıp gezdiğim , denizine hayran olduğum yerdi orası benim çocukluğumdu ve oranın bana hiç bu kadar acı vereceğini düşünmemiştim. Her yerde babam dan hatıralar vardı,arkadaşları oradaydı ama o yoktu içlerinde, her ezan okunduğunda babamın sesini duymayı bekledim, orada hep o okurdu ezanları eskiden...

Her yerde babam vardı anılarımız vardı..

Yokluğuna alıştığımı sanıyordum ama yok zerre kadar alışmamışım alışamam da zaten ...

Allah mekanını cennet eylesin babam .... Çok özledim seni ... 


BABAM İÇİN - SABAHATTİN ALİ 

“Allahım! .. İşte bugün,
Şu zavallı ömrümün
En matemli bir günü.

Elim böğrümde kaldım,
Ben bugün haber aldım:
Babamın öldüğünü.

Bitti hayatın tadı,
Bu haber bırakmadı,
Dudağımda tebessüm.

Kalbim oyuldu yer yer,
Aman Yarabbi, meğer

Ne acıklı imiş ölüm”


                                                                                                                                                                               Asya...

14 Kasım 2014

At Gwanghwamun Kyuhyun... 규현 KYUHYUN_광화문에서 The 1st Mini Album..



Vee beklenen albüm geldi dinlemelere doyulmaz bir albüm olmuş.. 
 Kyuhyun'un resmi sitesi için... tıktık...

Kyuhyun'un masal sesi ile dolu dolu bir albüm, sonbahar havasına en uygun şarkılar en güzel temalar seçilmiş.. Albümde önemli yazar ve yapımcılarla çalışmış bunlardan bazıları Yoon Young Jun, TVXQ dan Max Changmin , Jang Jae Sun gibi bir çok isimle çalışmış.. 


Albümün ne kadar iyi olduğundan bahsetmeye gerek yok zira albüm dijital ortamda yayınlanmasının hemen ardından zirveye oturdu all kill yaptı :') Ve hala listelerde zirvedeki yerini koruyor uzun bir sürede koruyacak gibi :') 

Tebrikler masal sesli meleğim ....

Gel gelelim klibimize ve şarkılarımıza öncelikle klip çok ama çok güzel olmuş efektleri Kyu'nun hüzünlü hali :'')  Kırık piyano başında ki Kyu'ya bakmaya doyamıyor insan :') 
Birde o uyanan Kyu'nun saçları ahh dağıtmak istiyorum :)) 
Neyse efendim buyurun kendiniz izleyip karar verin...




Sırayla gidelim artık.. Albümde favorim olmadı çünkü hepsi benim favori şarkım gibi bunu daha çok seviyorum diye bildiğim bi şarkı yok hepsini ayrı ayrı çok seviyorum ♥ 

Mesela bu şarkıda 3.20 saniyeden sonrasını bi başka seviyorum... 
Etarnal Sunshine...♥ 




Bu şarkıda da 3.00 dan sonrasına ayrı aşığım ♥ At Close....




Moment Of Farewell ........ ♥ 


One Confession... ♥ 



Albümün en tatlı en sevimli şarkısına geldi sıra :'') bu şarkıyla aramızda bi başka bağ var ♥ Özelikle Kyu'nun bu şarkıdaki kelimeleri vurgulama şekli falan çok tatlı ^^ 

Flying, Deep In The Night.... ♥



Geldik son parçaya...  My Thoughts, Your Memories... ♥  



Nasıl ama hepsi birbirinden güzel değil mi :'') Dinlemeye doyamaz insan bunu ...

Ayrıca Kyuhyun bu gün ilk solo çıkış performansını yaptı  music bank sahnesinde... Sahne mikrofon sana çok yakışıyor... Nasıl ama çok güzel değil mi... 
Buyurun buradan....

 Umarım başarıların hep böyle devam eder masal sesli meleğim iyi ki varsın ....

                                                                                                                          Asya...

12 Kasım 2014

Solo Albüm CHO KYUHYUN Ve Müzikal Part 5...





Sonunda evet sonunda uzun zamandır beklenen solo albüm geldi.
Hala inanmakta zorlansam da rüya gibi gelse de şükür kavuşturana ki gerçek oldu albümümüz.

Kyu gibi bir masal sesliye çok daha önceden yapılması gereken bir albümdü bu ama neyse geç olsun güç olmasın..

Sonbaharda gelen hüzün kokulu dolu dolu bir ballad albümle geliyor meleğim her ne kadar mini albüm deseler de bence hiç mini olmayan bir albüm yedi tane muhteşem parçayla geliyor meleğim :') Ayrıca albüm 13 kasım da resmi olarak yayınlandıktan sonra sevenlerine ücretsiz konser verecek .... :''( orada olmak vardı ama işte .... Neyse şimdiden bol şanslar meleğim... 





At Gwanghwamun parçasının teaser bu gün yayınlandı klibin tamamının bu gece yada yarın gelmesi bekleniyor...




Günlerdir Kyu twitter adresinden her gün bir parçanın kısa kısa teaserlarını bizimle paylaştı ve bu gün highlight medleysi yayınlandı...

 Teaser fotoğrafları ile son bi kaç gündür gündeme damgasını vurdu. Sonbahar teması ona çok yakıştı ama. Tam kendine yakışır bi albümle geliyor masal seslim umarım çok ama çok başarılı olursun meleğim....


 

Gelelim müzikal oyuncusu Kyuhyun'a Masal seslim yoğun programı arasında albümün çıkmasına günler kala diğer programlar grup içi program ve konserler haricin de ayrıca yetmezmiş gibi yeni bir müzikale de imza attı. On parmağında on marifet olan meleğim bu müzikali de başarı ile gerçekleştirdi..


The Days müzikalin de yeniden seyirci karşısına çıktı. Bu defa canlandırdığı karakter bir koruma görevlisi. Mavi saray da koruma olarak çalışan Mooyeong rolünü canlandırıyor.
Kyuhyun'un müzikali 2015 ocak ayına kadar sürecek, müzikal daha ilk gününde sevilen ve beğenilen bir yapım oldu. Gelen fotolar ve videolar bunu bizlere fazlası ile anlatıyor..

    


































Umarım hep başarılı olursun yolun açık olsun masal sesli meleğim.... İyi ki varsın....♥


                                                                                                                                        Asya...
                                             

31 Ekim 2014

Seviyorum...


Seviyorum cidden çok fazla seviyorum :) 

Bu gün çok gitmek isteyip'de bir türlü kısmet olmayan Klasik müziğin dehalarından Piyanist Lang Lang'ın konserine gidemeyince kederlendim ve kendimi yarım kalmış Keman yazıma verdim ....

İkinci yazıma hoş geldiniz... Uzun zamandır blog güncellemesi de yapmıyordum aslında iyi oldu bu keder... Neyse efendim  çok sevdiğim Violinist'leri sizlere tanıtmaya devam edeyim daha önceki yazım da sevdiğim violinist ablalar dan söz etmiştim diğer yazım için Tıktık... 


Neyse efendim sizlere şimdi 5 bayan solist + 1 Keman çalan altı kişilik muhteşem sesli abladan biraz bahsedeyim. Kendileri İrlandalı Celtic Woman isimli grup üyeleridir. Ablaların her birinin sesi çok güzeldir. 

Tabi violinist  Mairead Nesbitt ablamızın soloları dinlemeye değerdir. Özelikle ben İrlanda İskoç nağmelerine ayrıca bayıldığım için kendisini çok severim buyurun Mairead ablamın keman soloları...


 


Bu grubun söylediği en sevdiğim parçalardan biri 



Bazı parçalar vardır içinize işleyen benim için işte onlardan biri Sad Romance parçasıdır ki bunu Jessica Yeh çok güzel çalar buyurun ...

Aynı şekilde Chaconne parçası Sebastian Bach'in keman solosu dur ki bunu Kore li Sarah Chang ablamız fazlası ile güzel çalmaktadır ablamız dünyaca ünlü orkestralarla hocalarla birlikte çalışmış biridir...



Şimdi Taylor Davis ablamdan bahsetmek istiyorum kendisi bir çok oyun anime film müziklerinde katkıda bulunmuş biridir ayrıca bir çok parçaya da cover yapmıştır. Ve o kadar çok icra ettiği güzel parçalar vardır ki hangi birini paylaşsam bilemedim :) 

Mesela en son bizlerle paylaştığı video çook güzeldi...



Mesela Naruto animesinin Sadness and Sorrow parçası ... Bir zamanlar animeyi izlemiş biri olarak çok sevmiştim bu parçayı ..



Aynı şekilde Fullmetal Alchemist Brothers animesinin müziği ...



Eeee Karayip korsanlarının meşhur parçasına ablamız bunu da gayet güzel icra etmekte ama ben bu parçayı ilk David Garrett den dinledim diyemidir bilmiyorum ama onun çalışını daha çok seviyorum ikisini de koyuyorum buraya artık siz karar verin hangisinin daha güzel olduğuna :) 
İlk önce Taylor abla... 


İşte buda David'ciğim den :'') David için ayrı bi yazı yazmayı düşünüyorum inşallah onuda yazarım kısa zamanda :) 


Geldik benim için gerçekten müziğine bayıldığım insana ben biraz Hint Arap ezgilerini kemanda seven biriyimdir o yüzden bu işin üstadların dan L. Shankar  Kendisi Hint asıllı bir sanatçı dır. Birçok filimin müziğini bestelemiştir ben de kendisini Lanetliler Kraliçesi filminde tanıdım özelikle bu parçada vurulmuştum müziğine... Aaliyah bu filmin çekimlerinden sonra kaza geçirip ölmüştü sırf o yüzden izlemiştim filmi ama müziklerini çok sevmiştim..




Daha sonra ilk Shankar da gördüğüm Double Keman la yaptığı gösteriler var ki double kemana ayrıca bayıldım :') Kendisine ait yeni videolar bulmak çok zor eski bi sanatçı olduğu için videolar çok kaliteli olamıyor ama müziklerinde eşlik ettiği filimlerin ve albümlerinin ses kalitesi gayet iyi.
Mesela bu 1990 yılına ait bi kayıt double kemanını göre bilirsiniz...



Benim en sevdiğim parça budur ama ... 




Benden şimdilik bu kadar ilerde yine şuan yazmadığım yada yeni tanışacağım violinistleri yazmak niyeti ile ... 
                                                                                                                      Asya...