28 Mart 2013

Anne daha hızlı salla beni... Salıncağımı uçur anne......





Daha hızlı anne daha hızlı salla az kaldı uçmama....


Yaşım kaç olursa olsun hala salıncak gördüğümde sallanma düşüncesinden kendimi alamam.
Salıncak kız çocukları için vazgeçilmez bir varlıktır, erkek çocuklarının salıncak hakkındaki düşüncelerini  pek bilmem  ama hemen hemen bütün kızların özgürlüğü tanımladığı ilk yerdir ilk varlıktır...

Salıncak'ta sallanmak çocuklukta özgürlük,mutluluk tur belki ama ilerleyen yaşlarda kimi zaman insanı çocukluğuna götüren bir zaman makinesi kimi zamanda dertlerinizden, derin düşüncelerinizden her sallanışta biraz daha hafiflediğimizi hissetmemize rahatlamamıza yardımcı olur. Sallanmanın bize verdiği o sersemlik bir çok yatıştırıcıdan daha etkilidir ama.

Salıncak gerçekten bir zaman makinesidir, ona baktığınızda çocukluğunuzun en mutlu zaman dilimlerini hatırlatır.



Anne yada Baba ile birlikte gidilen parkta sizi biraz daha sallaması için yalvardığınız daha hızlı biraz daha hızlı diye söylendiğimiz o masum günlerin en büyük tanıklarıdır salıncaklar.

Annelerimiz, babalarımız ekmek, maaş kuyruğunda sıra beklerdi bizler koskoca parkta sadece iki tane olan salıncağın kuyruğuna girerdik bizim için o kuyruk daha önemliydi.
Salıncak o zamanlar bizler için neydi Emekti :) Salıncak dolu olduğu zamanlarda ekmek kuyruğu gibi kuyruk olurdu, sallanan kişinin gözlerine hafif ten sinirli bakışlarla bakıp bezdirme çabalarımız  sıranın bize geldiği zamandaki rahatlama anlatılmaz yaşanırdı. Ama en gıcık olanı annesinin ellini tutup gelen çocuklardı, annesinin zorlamalarıyla '' hadi sen çok sallandın yada hadi bak bu daha çok küçük iki daka da o sallansın '' diye salıncağınızı elinizden alanlara beslenilen kin nefret kızgınlık da anlatılmaz yaşanırdı. :)


Benim zamanımda demir bir boruya sabitlenmiş  iki zincirin bağlı olduğu bir tahta parçasından ibaretti ama o tahta salıncakta bir çok farklı şekilde sallanmak mümkündü, mesela nasıl hızlanacağını öğrendiğin zamanlarda o şimdiki plastik salıncaklar gibi olmayan tahta salıncaktan tam hızını aldığın ve tam zirvede iken kendini  bıraktığın zaman da aldığın haz, özgüven en tarifsiz duygulardan biridir. Mesela eğer salıncakta tanıdığınız bir arkadaşınız varsa iki kişi aynı salıncakta salana bilirdiniz birimiz oturur diğeri tam arkasında ayakta durur ve oldukça eğlenceli bir şekilde sallana bilirdik. Yada salıncakta olduğun yerde dönüp zincirleri birbirine dolarsın ve ayaklarını serbest bırakır hızlıca dönmeye başlarsın tatlı bir sarhoşluk verir insana :)

Birde eskiden sokak sokak gezen salıncakcılar vardı :)Sokak'dan  bağıra bağıra anneden istenilen parayla binilirdi. Beşer dakika sürerdi amca yavaş yavaş çevirirdi kolu ve dönmeye başlardın ona binmek çok güzeldi az harcamadım bayramlıklarımı o salıncakta dönmek için :) Lunaparklar da büyük boyları vardı bu salıncakların onlara binmek hiç nasip olmadı ama :(


Salıncak benim vazgeçilmezim, salıncak özgürlüğü ilk hissedişim, salıncak çocukluğum, salıncak huzuru aradığım yer ve bulduğum nokta her git gel de biraz daha sizi hafifleten yegane şey, saf sevincim ... Hayatınızdan salıncak ve verdiği huzur eksik olmasın :)
                                                                                                                                                 Asya...


07 Mart 2013

Uyarlama Diziler Filmler.. Olmuyor Olmuyor....




Bu bikaç zamandır sürekli uyarlama diziler ve filmler le doldu her yer.

Şu son dönemde bize dair bize özgü dizi senaryoları, filim ler git gide azalmaya başladı. Birçok kanalda yabancı dizilerin uyarlamaları ile doldu bu aralar ve şahsen ben yapılan uyarlamaları beğenmiyorum. Bi çok yönden eksik kalıyor bizimkiler, oyunculuk olsun orjinaldeki olayların aktarımları olsun eksik ve tatsız geliyor bana.


Uyarlama dizilerden bir başkası da yakında Kanal D de başlayacak olan Galip Derviş dizisi dizinin orjinali MONK isimli 2002 Amerikan yapımı bir dizi ve benim en sevdiğim dizilerden biri.Monk öyle bir karakterdir ki ne kadar çok takıntı varsa hepsi onda vardır, öyle bir dehadır ki doğduğu anı bile hatırlayan bir zekaya sahiptir ( doğum anını anlatığı kısım süperdi :) kısacası Monk : Tık tık ...



Dizinin duyurusu ilk yapıldığında açıkçası bir an korktum ama daha sonra monk karakteri için Engin Günaydın nın seçildiğini öğrenince bu defa inşallah olur bu iş dedim. Çünkü bu işin altından en iyi  Engin Günaydın nın oyunculuğu kalkar diye düşündüm.
Ve ilk fragman gelmeye başladı açıkçası yine beğenmedim Monk un o takıntılı ürkek halini pek göremedim ama yinede umutluyum bu diziye şans vericem  umarım beni ve benim gibi Monk severleri hayal kırıklığına uğratmaz...

     Monk un Introsu Şu 50 saniyelik videoda  bile Tony Shalhoub  un ne kadar iyi bir iş ortaya çıkardığı belli oluyor .. Bu diziyi izlediğim dönemlerde Monkun bazı takıntıları bende de olmaya başladığını fark etmiştim istemeseniz de sizi etkilemeyi çok iyi başaran bir dizi ve umarım aynı etkiyi Galip Derviş de izleyicilerine verir :) Galip dervişin ikinci fragmanını daha çok beğendim buyrun sizde izleyin...


Uyarlama diziler demişken aslında bu anlatacağım diziden bahsetmeyi hiç istemiyordum ama yinede dayanamadım...

Uzak doğu yapımlarını özelikle Güney Kore dizilerini çok severim ve benim gibi Kore dramalarını seven birçok kişi içinde Misa yani I sorry I Love you dizisinin yeri bir başkadır ve çok sevgili yapımcılarımız uyarlama olarak yakında Fox tv de Aşk Hikayesi isimi ile karşımıza çıkaracaklar.. Duyduğum anda tamam buda Özcan denizin çektiği Evim sensin İsimli filmi gibi heba edilecek dedim. Zira Evim sensin filmini izlemedim ve mahalle baskısı uygulayarak etrafımdaki hiç kimseye izlettirmedim I MOMEN TO REMEMBER filmini katletmiş olmasına dayanamıyordum, kendi etrafımdakilere ilk önce aslını izletirdim daha sonra Evim sensin i izletirdim ve şükür hepsi bana hak verdi :)

Misaya dönersek ben öyle film dizi izlerken ağlaya bilen duygusal bir yapıya sahip değilimdir zor ağlarım bir film izlerken ama Misa beni beşinci bölümden itibaren hemen hemen tüm bölümlerde ağlatan bir yapımdır. Ağlamak istediğimiz melankolinin hüznün dibine vurmak istediğimizde arkadaşlarla toplaşıp Misa izlemişliğimiz bile vardır..

Böyle bir diziyi bizim sektörde görmek istemiyorum neden mi ? Dizi orjinalde 16 bölümden oluşuyor ve tam tadında bırakılmış bir dizi ... İşte tamda bu noktada bizim yapımcılara güvenmiyorum  çünkü bizim tv dizilerimizin yapımcıları  uzatma işini pek severler konuları seyircinin tepkisi doğrultusunda değiştirmeyi severler kısacası orjinaline sadık kalmayacakları için hiç güvenim yok .. Derken ilk fragman geldi ve Misa izleyenler bilir şu sahnenin metroda ne kadar duygusal bir sahne olduğunu şaşkın kızımızın boncuk boncuk ağlayıp bağırmasını ve bu fragmanda o duygu yok hocam...



Orjinal dizinin şu fragmandaki sahnesi ve dizi hakkındaki yazısı için bacım  Bahar ında blog unu bir ziyaret edin ...




 Bana dizinin fanatiği mi dersiniz ne dersiniz bilmem ama olmuyor işte yapamıyoruz biz uyarlama dizileri filmleri. Daha orjinal olalım artık ya.. Dizi konusunda son bir kaç senedir bence en kaliteli yapımlar TRT1 dizileri hem bize ait konular hemde bizden birileri gibi sıcak reyting kaygısı yaşamaksızın sunulan kaliteli ve seviyeli diziler var. Ne olur artık diğer kanallarımız da  bize özgü bize ait konuları senaryoları işlemeye çalışsın artık...Korkuyorum bu gidişle yakında Game Of  Thrones da uyarlamaya kalkarlar falan halimiz felaket olur :)                                                                                                    Asya.....

02 Mart 2013

Hakikaten Hükümet Gibi Kadınmış :)





Bu aralar fragmanı sıkça karşıma çıkan ve ilgimi çeken bir filim olan Hükümet Kadın filmini izlemeye gittim.

Filmin konusu : Mardinin midyat ilçesinde eşi aziz veysel in vefat etmesi sonucu bölgenin yeni belediye başkanı Xate olur. Xate 8 çocuk annesi dir ve eşinden kalan makamı, görevi miras kabul eder ve ilk işi bölgeye su getirmeye çalışmak olur. Yanlız xatenin okuma yazması yoktur ve olaylar böylece başlar..

Filim bence hem güzel hem kötüydü. Güzeldi bir çok ince mesaj içeren espirileri vardı ayrıca azmin ve kadın dayanışmasının gerektiğinde ne kadar kuvvetli olduğunu ortaya koymuştu..

Kötüydü çok hızlandırılmış gibi bi hal içindeydi film, sahnelerin akışı çok hızlı konular çok ardı ardına gelmişti, hava da kalan konular vardı..


Filimde aziz veyselin ölmeden önceki konuşması çok güzel mesajlar içeriyordu....

 " Bu dünyada, senden olmayanlarla hoştur. onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle,gönüllerle hoştur.  Sadece senin gibiler değil ,senden olmayan da çok yaşasın ki, sende yaşa. Hele birde onun gözüyle gör şu fani dünyayı. Herkes beyaz olsa , o zaman beyazı fark edemezsin ki. Ve yahut da siyah. Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegâne şey, benden olmayandır. O yoksa, sende yoksun. Ne anlamın kalır, ne rengin belli olur, ne de tadın" ...“ 

Filmin müzikleri de çok güzeldi... 
Eğlenmek güzel vakit geçirmek isteyenlere tavsiye ederim ...                                           Asya....


Buyurun filmin  fragmanı : 


Bu da filimde en beğendiğim parça ... 




26 Şubat 2013

Hadi Tişört Karalamaya :)







Daha önce anime, manga çizimleri yaptığımı söylemiştim. Buyrun buradan baka bilirsiniz. 
Çizim yapmak çok zevkli ama bir yerden sonra kağıt üzerine çizimler artık beni kesmemeye başladı :) Ev kira olmasa ilk işim duvarlara çizimler yapmak olacak ama işte mümkün değil. Ben de farklı bir şey yapmak istediğim için madem sadece anime karakterlerini çizmekten hoşlanıyorum o zaman boyayacak yeni zemin bulmalıyım diye düşünürken tişörtleri gözüme kestirdim :)

İlk acaba nasıl olur kumaş üzerinde düzgün boyama yapabilir miyim diye tereddüt yaşayınca ilk çalışmamı eski beyaz bir tişört üzerinde cd kalemleriyle denedim :)

İlk çalışmam tabiki en sevdiğim karakter Bleach den Grimmjow oldu :) Önlü arkalı çizdim.





Açıkçası sonucun bu şekilde olması hoşuma gitmişti ilk defa denedim ve hayli tatmin edici bir sonuçla karşılaştım :) Cd kalemi ile bunu yapıyorsam kumaş kalemleriyle her şeyi çizerim ben hissine kapılmam ile internet üzerinde hemen araştırmalar yapmaya başladım. Hangi kalemler kullanmalıyım nasıl çizmeliyim diye birçok arama sonuçları arasında dolandıkça karşıma çıkan önerilere tek tek baktım ve tişört kalemleri , kumaş boyaları fırçalar almak için alışverişe çıktım :)
İlk olarak Faber Castell in Tişört kalemlerinden aldım. 






Renkler beni kesmedi az geldi ve bir başka set daha aldım :) O da Bruynzeel Tişört kalemlerinden aldım :)




Artık renk seçeneğim daha fazla idi ve hemen yeni bir tişört bulup çizmeye başladım ve ikinci tişörtümü çizmiş bulundum :) 





Evet yeni eğlencemi bulmuştum artık :) Neredeyse önüme gelen tüm tişörtleri boyuyacak kadar 
gözüm dönmüştü :) 

Ama bir şey eksikti sanki evet o hep arayıp da tam manası ile aradığım ten rengi tonu eksikti şans eseri karşıma çıkan hobi sitelerinden birinde Faber Castell in kumaş boyama setindeki ten renginden bahsediyordu :) 

Uzun araştırmalarım sonucu hangisi ile başlanılmalı ve hangisi alınmalı diye karar verdikten sonra yine alışveriş zamanı :)
Veee       

12 li kumaş boyama seti ve fırçalar ile eve döndüm :) bu yolculuk bana ilk leri yaşatmaya devam ediyordu ilk defa kumaş boyaması yaptım ve ilk defa fırça kullanmaya çalıştım :)
Ve ilk denememi yaptım :)

     Biri Şeytanın ta kendisi biri Şeytanın meyvesini yemişi :)  iki karakter çizdim Sebastian ( Şeytan ) Luffy ( Şeytanın meyvesini yemiş olan kırmızılı şapkalı kişi ) :)


Uzun zamandır bir şeylerle uğraşırken bu kadar eğlenmemiştim. Bu kadar zevk alınca insan yenilerini yapası geliyor :) Arkadaşımın internet de  gördüğü  resmin birebir ayısını yapmamı istemesi sonucu converse üzerine yapılan çizimin aynısını onun beyaz ayakkabısına da çizdim :)


Uzun süre kullandığını söyledi :) Fırçalar ve kumaş boyaları ile çizdiğim bir diğer çizim ise Kakashi oldu ..


Bu çizimlerden sonra bir müddet ara verdim çizime elde çizecek tişört kalmadı :)
İnternet te bir çok çizimle karşılaşıyordum ve farklı bir şey boyamak istediğimi fark ettim ve yastık kılıfı alıp onu boyamaya karar verdim :)

İlk yastık kılıfı denemem tam bir deneme tahtasına dönüştü ve bir sürü karakter çizdim bu defa :) 


Chibi çizimleri hep sevmişimdir ve bu yastık çok kalabalık dursa da ben yaparken de çok eğlendim  kullanırken de eğleniyorum :) Bleach de sevdiğim bir çok karakteri sığdırmaya çalıştım ama sadece bunlar sığdı.. Çarşaf yorgan falan yapsam sanırım anca o zaman 
 sığar tüm karakterler bleach en sevdiğim anime tüm karakterleri seviyorum ne yapayım :)



Bu defa bir değişiklik yapıp zemin rengimi değiştirdim ve diğer sevdiğim animenin karakterini yaptım bu defa içime fazlasıyla sindi ama :) 

Aslında aklımda birçok fikir var ama ne yazık ki dikiş makinem bozuk yoksa kendime istediğim karakterleri çizdiğim çanta çeşitleri yapa bilirim  :) 

İnsanın kendi çabaları ile bir şeyler yapması üretmesi gerçekten çok hoş ve güzel duygular veriyor heleki yaparken eğleniyorsanız oh mis keyfinize diyecek yok sizi rahatlatan zevkleriniz den vazgeçmeyin devam edin ;)

Beni bu şekilde çizimler yapmaya teşvik eden kişinin videolarını mutlaka izleyin  buyrun :)  Asya..


Part 1 ve Part 2  
    

23 Şubat 2013

Feast Of The Gods 2012....Buyrun Kore Mutfağına...

                                                              


Bir arkadaşımın paylaştığı güzel videoları görüp ya izlesemmi ama buda 32 bölüm bitmez bu diye kenara atığım diziye başlayayım dedim. Niyetlendik e birazda insanların ne dediğine bakalım tepkiler ne yönde konusu nedir diye bakayım dedim ama hiç bir şey yok dizinin konusu ile ilgili yapılan tek açıklama " Kore mutfağını anlatan bir dizidir " yazısından başka hiç bir içerik yok.
 Dizi hakkında kimse yorum bile yazmamış güzel diziydi hoş tu falan deyip kenara atılmış bir diziydi. 

Bu tepkileri görünce yok hacı ben izlemicem dedim, sanki arkadaşım sesimi duymuş gibisinden yeni güzel videolar paylaşmaya başladı ve aklımı çelmeyi başardı bu defa :) en azından Süheda arkadaşımın hatırı için bi bakayım çok sıkılırsam kaparım deyip diziye başladım.

Dizi nasıldı diye sorarsanız 32 bölüm 3 günde bitti :) Böyle bir dizi nasıl olmuştu da bu kadar uzak doğu dizileri revaçtayken arka planda kalmıştı anlamadım, gerçekten kaliteli bir yapım olduğunu artık o baymaya başlıyan romantik komedi  dizilerinden çok daha sürükleyici ve kaliteli bir yapımdı bence.  
                                                       
Diziye geçersek ki biraz detaylı bir şekilde anlatacağım  : Dizimiz aslında trajik bir konuya sahiptir. 

Sung Doo Hee ve Beak sul ün arasında yıllardır süren bir rekabetle başlar dizimiz ikiside Korenin en eski köklü Kore mutfağı Arirang ın şefi olmak için yarışırlar.


 Yarışı kaybedeceğini düşünen Baek sul ün gözü öyle dönmüştür ki evde hasta olan büyük oğlunu bile yarışma hırsı ile göz ardı etmiştir ve yarışma esnasında hilelere başvurmaya kadar işi götürmüştür. Yarışma hiçte umduğu gibi gitmemiş hırsının kurbanı olmuştur ve evde onu bekleyen küçük oğlu Kim Doo Yoo ve büyük bir acı vardır.




Sung Doo Hee ise  Hırslı tek tutkusu Arirangın başarılı şefi olmak ve iki çocuğu olan gelecekte yerini kızının alması için daha küçüklüğünden kızını bu yönde eğitmek isteyen, mükemmel aileye sahip örnek biri olarak yaşamaktır tek düşüncesi . Öyle ki kocasının onu aldatmasına bile göz yumar , gemi seyahati sırasında eşinin boşanmak istediğini öğrenince şok geçirir ve bileğini kesip intihar girişiminde bulunur annesini kanlar içinde gören In joo daha 5 yaşındadır ve korkudan gemide bilinçsizce yürümeye başlar.


Aynı zamanda gemide olan bir başka anne kızın trajik hikayesi de tam bu noktada olaya dahil olur Song yeon woo şef Sung Doo Hee nin kızı In joo dan bir yaş büyüktür annesi barlarda danscı olarak çalışmaktadır ve mide kanserin den dolayı sayılı günleri kalmıştır. Kızı için bir mektup bırakıp intihar etmek için geminin üst kısmına çıkar o sırada ağlayarak gelen In Joo yu düşecek ken gören Yeon nun annesi In Joo yu kurtarmak isterken beraber denize düşerler .


                           
Sung doo hee ise kendine geldiğinde kızının kaybolduğunu denize düşmüş olabileceğini kabulenmek istemez o sırada Song yeon da annesini aramaktadır ve Sung doo hee ,yeonu kızı zannetmektedir. In Joo nun babası ise bu duruma ses çıkarmaz ve Yeona sen artık bizim kızımız In Joo Sun der ve Yeonu artık kendi kızları yerine koyup herkes den uzakta yurt dışında eğitime yollarlar yıllar sonra dönen Yeon artık Sung doo nin kızı  In joo olarak yaşamayı kabullenmiş ve benimsemiştir.


In Joo ise balıkçı biri tarafından bulunmuş ve büyütülmüştür hayırsız ve kumarbaz bir babası 
vardır In joo nun adı da Go Joon Young dur artık ve hayırsız babası onu daha orta okula gittiği dönemde bir başına bırakıp terk eder. Kader Go joon yong u Arirangın eski şeflerinden birinin yanında büyümesine vesile olur ve Go joon yong un muhteşem tat alma duyusu ve şefinden öğrendiği gizli teknikler ilerde Ariranga girip şef olmak için çabalamasında  çok işine yarayacaktır. 

Aradan geçen uzun yıllar Kim Doo Yoo , Go Joon Yong ve Ha In Joo nun  trajik bir şekilde büyümeleri ve Arirang da karşılaşmalarıyla olaylar başlar. Kore mutfağının yüz yıllık geçmişi yemeğe ve misafire verilen değerin saygının, Kore mutfağının gelenekleri ve güzeliğiyle dolu bir yapım. 
 










Kore draması olurda aşk üçgeni ilk aşk lar olmazmı merak etmeyin onlarda var ve gayet güzel işlenmiş bu dizide :) 














İlk bölümler sıkıcı gelse de olayların gidişatı için önem teşkil eden kısımlar. Sung Yu Ri yi ve oyunculuğunu hep sevmişimdir hep şirin ve doğal gelmiştir bana dizide Lee Sang Woo ilede gerçekten çok uyumlu ve güzel bir iş çıkarmışlar. Ben diziyi çok beğendim eğer Baker King   tadında bir dizi izlemek isterseniz kaçırmayın derim :)





 
Buyrun trailer : 

               
Beni izlemeye teşvik eden video :)                                                                                                                                    Asya ....

21 Şubat 2013

A WEREWOLF BOY 2012 ....

                                                   


Uzun zamandır filim yada dizi tanıtımı yapmamıştım, dün gece izlediğim ve çok beğendiğim bir yapımı sizlerle paylaşmak istedim .
 
                                           
A WEREWOLF BOY daha önce izlediğiniz hiç bir kurt adam filmine benzemeyen hatta izleyeceğiniz en duygusal kurt adam filmi bu olabilir :)

Kısacası filmin konusu : Genç bir kız olan Son Eee nin akciğer rahatsızlığı sebebiyle kırsal bir yere taşınan ailenin evin dışındaki barakada buldukları çocuğa bakmalarıyla başlar herşey  . Ama çocuk normal bir insandan farklı bir köpek gibi davranışlar sergiler evin büyük kızı Son Eee yavru köpek eğitir gibi eğitmeye çalıştığı çocukla bir birlerine bağlanmaya başlarlar . Ama çocuğun hayvansı iç güdüleri Son Eee tehlikedeyken kendine hakim olamayıp etraftakilerin korkmasına sebep oluyordu. Diğerlerinin çocuğa zarar vermesinden korkan Son Eee nin yaşadıklarını anlatan duygusal ve fantastik bir yapım.. 



                                                 



Filim uzun zamandır izlediğim en güzel filimlerden biri oldu uzak doğu yapımlarını seviyorum ama hocam fantastik filime bile dram katmışsınız ama olmaz ki :)  
                   


Şu tipin kim kurt adam olduğuna inanır ki ya :) 
                             
                                   
Film boyunca tek kelime bile etmeden tüm duygularını başarılı bir şekilde ekrana yansıtan Joong ki Song  gerçekten çok iyi bir oyunculuk sergilemiş.

                                                                    

Filim Güney Kore de büyük ilgi gören ve haftalarca sinemalarda en çok izlenen yapımlardan biri oldu.


Şöyle sıcak güzel, fantastik bir film izlemek isteyenlere tavsiye ederim. Açıkcası  beklediğimden çok daha iyi bir filimle karşılaştım ben :)


     Asya ....
Buyrun fragmanı :



19 Şubat 2013

Tam Bir Yıl Oldu Ve Ben Seni Çok Özledim BABA





Tam bir yıl oldu sen gideli ve ben seni çook özledim  BABA....

Bana kıjım demeyeli  adımı seslenmeyeli  ,sesini duymayalı , baba diye seslenmeyeli  tam bir yıl oldu...

Acım azaldı mı belki ama o özlem o hasret var ya o çok  fena be baba ...

Hani bir söz var ya burnumun direği sızlıyor diye.. İşte şimdi o sözü daha iyi anlıyorum.

Özlemin çok büyük be baba.. Dün gece yine seni andık , arkadaşlarınla akrabalarınla yine seni andık dualarla ...

Babam Mevlam Rahmetini senin üzerinden hiç esirgemesin ... Mekanın Cennet olsun ...


Kızın ....